İSMİN BÜYÜSÜ
Bugün sevdiğim bir kaç kitap ismi üzerine bir şeyler yazmak istiyorum.Kitabın ismi ve kapağının tasarımı benim gibi acemi okuyucular için oldukça önemli.Kapağın tasarımının itici olmaması ve ismin edebi bir derinliğe sahip olması okuyucuyu kitabın sayfalarını karıştırmaya teşvik ettiğini söylemek mümkün.
David Hume'un da dediği gibi insan bir önyargıdır ve bu önyargının oluşumunda ilk izlenimin etkisi büyüktür.Bu nedenle ilk bakışta insanı düşündüren ve meraka sevk eden bir isim okuyucuyu kendine çeken büyülü bir koku işlevi görecektir.
"Büyük şehir insanını büyüleyen aşktır.Ama ilk bakışta değil, son bakışta aşk."
Walter Benjamin'e ait olan bu sözler onun kültüre bakışını anlamamızda bir özet niteliğinde.Ve genellikle kullanılan bir kavram olan "ilk bakışta aşk" değiştirilerek "son bakışta aşk" adını almıştır.Metis yayınlarından çıkan "Son bakışta aşk" kitabı da işte yukarıda bahsettiğim kriterlere sahip bir kitap olarak göze çarpıyor.Genellikle kaybedilenin ardından değerinin anlaşılmasına dem vuran Walter Benjamin, hobileri arasında koleksiyonculuğu da alarak düşüncesinin hayatına yansımasını gösteriyor.Walter Benjamin "Minerva'nın baykuşu, uçuşuna karanlığın basmasıyla başlar.Koleksiyoncu da, ancak nesli tükenirken anlaşılabilir." sözüyle son bakışta aşka bir gönderme yapıyor.Ayrıca Kafka gibi bir dahinin de öldükten sonra değerini kazanıp, geniş kitlelere ulaşması bu görüşü destekler nitelikte.Kaybettikten sonra artan değer konusunda daha derin bir yazıyı daha sonra yazmakta fayda var.
İkinci bir örnek olarak Ahmed Arif'in şiir kitabı "Hasretinden prangalar eskittim"i vermek mümkün.Buram buram hapis ve dağ kokusuyla bezenmiş Ahmed Arif şiirlerini bu isimde bir kitapta toplamak çok yönlü metaforları içinde barındırıyor olabilir.Her ne kadar kitap kapağının tasarımı hakkında olumlu düşüncelere sahip olmasam da kitap isminin oldukça etkileyici olduğu inkar edilemez.Kitap ismini muhtemelen Ahmed Arif'in aynı adlı şiirinden alıyor.Ama kapak ismi olarak bu şiirin seçilmesi de ayrı bir önem taşıyor.Hapishanedeki zaman ile dışarıdaki zamanın kıyaslanması olarak göze çarpan şiir son iki dizesiyle de kalbe dokunan bir el niteliğinde;
"Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini..."
Bu örnekleri artırmak elbette mümkün.Fakat bu iki örneği karşılaştırırsak, aralarında şöyle bir benzerlik bulmak mümkün.İkisi de lirik bir isme sahip.Fakat içeriğe girdiğimizde isimdeki lirizm saf bir şekilde sevgiliye olmaktan çıkıp, toplumsal bir fetişizme sesleniş niteliği kazanıyor.Bu açıdan da ismiyle sizi kendine çeken kitap, size bir denizde çekilmiş fotoğraf gösteren kitap, sayfalarını karıştırdığınızda sizi bir okyanusta seyahate çıkarıyor.
Hakan Yılmaz












Yorumlar
Yazınızı gerçekten çok beğendim, insana dair bir realiteyi çok saydam bir şekilde bizlere sunmuşsunuz