“Halkın Borusu Partisi”
Dört kişiydiler. Ama her an dörtyüzbin kişi olabilirlerdi! Onları bir arada tutan dördününde memleket meselelerine kafa yormalarıydı! Her zaman buluştukları otelin lobisinde genişçe bir masanın etrafında bir araya geldiler:
—Arkadaşlar bu böyle gitmez, artık birileri buna dur demeli!
—Al benden de o kadar. Bence de birileri bu gidişata dur demeli!
—Ben bunu günlerdir söylüyorum arkadaşlar. Birileri mutlaka ama mutlaka bu gidişe dur demeli!
—Durun arkadaşlar!..Bence de birileri dur demeli!
Bu iyiye işaretti! Sonunda dördü de memleketin gidişatına “Dur” deme konusunda anlaşmışlardı! Ama büyük bir sorun vardı! Acaba kim dur diyecekti:
—Biz arkadaşlar, biz bu gidişata dur diyeceğiz!
—Evet, evet, arkadaş çok doğru söylüyor. Biz dur diyeceğiz!
—Haklısınız, kimse dur demiyorsa biz dur diyeceğiz!
—Sizlere katılıyorum arkadaşlar, bence de biz dur diyeceğiz!
Dördü de deneyimli politikacılardı! Çok değil bundan birkaç yıl önce farklı farklıda olsa başka partilerde önemli görevler almışlar, hatta milletvekili, müsteşar gibi bir siyasinin her zaman yaşamak istediği şeyleri de yaşamışlardı. Bu sebeple hemen hepsi de dur demekle gidişatın durmayacağını çok iyi biliyorlardı:
—İyi de arkadaşlar kimle beraber dur diyeceğiz bu gidişata!
—Halkla beraber dur diyeceğiz. Yeni bir parti kurup gücümüzü halktan alacağız!
—Vallahi çok doğru söylüyorsun azizim. Halkla beraber dur diyeceğiz!
—Evet, halkı ardımıza alıp parti kuracağız ve dur diyeceğiz!
Parti kurma konusunda anlaştıktan sonra sıra partinin amblemini belirlemeye gelmişti. Dördü de içerikten çok ambleme önem veren bir seçmen kitlesi ile karşı karıya olduklarını biliyorlardı:
—Halkımız en çok neyi sevmiyorsa amblemimizi ondan belirleyelim arkadaşlar.
—Yasakları!
—Ne yani koskoca partinin amblemini çim mi yapalım! Malum çimlere basmak da yasak!
—Arkadaşlar partimizin amblemi trafik levhası olsun.
Sonunda amblem konusunda da anlaşmışlardı. Amblem trafik lambası olacaktı ama sürekli yeşil yanacaktı. Sıra Partinin genel başkanını belirlemeye gelmişti:
—Tamam, sevdim ben bu işi. Genel başkan ben, yardımcımız sen ve o, sizlerin yardımcısı bu, hepimizin yardımcısı ise Cenabı Hak olacak!
— Yav isterseniz Cenabı Hakkı bu işe karıştırmayalım! Bakın karıştıranların sonu belli!
— Arkadaşlar bunlar ayrıntılar, sıra partinin ismini belirlemeye geldi!
— Çok haklısın azizim, şimdi sıra ile kim ne düşünüyor söylesin.
— Ben HOP olsun derim. Halkın Oyalanma Partisi!
— Ben HBP olsun derim. Halkın Borusu Partisi!
— Ben HÇP olsun derim. Halkın Çekirdek Partisi!
— Ben ABYP olsun derim. Azıcık Biz Yiyelim Partisi!
Sonunda partinin ismini de koymuşlardı. Halkın Borusu Partisi. Genel Merkez binasının kapısına trafik levhasını dikecekler, lamba sürekli yeşil yandığı için halk istediği gibi içeriye girebilecek, içeri giren halk özgürce borusunu öttürecekti. Fakat Parti kurulup İl ve İlçelerde örgütlenmelerini tamamlayıp seçimlere girmeye hak kazandığında, daha ilk seçimlerde işler düşünüldüğü gibi gitmemişti.
Parti Genel Başkanı İl Başkanlarına gönderdiği yazı ile üyelerinden İl ve İlçelerinde görmek istedikleri adayları kendilerinin belirlemelerini ve sonucu bir hafta içerisinde Genel Merkeze bildirmelerini istedi. En büyük İllerden birinin İl Başkanı ertesi gün ilçe Başkanlarını arayarak bu konuyu görüşmek üzere toplantıya çağırdı. Toplantıda ilk sözü İl Başkanı aldı:
—Arkadaşlar Genel Başkanımız Belediye Başkan adaylarımızı bizlerin belirlemesini istiyor! İlimizde ve ilçelerimizde öyle birer adaylar gösterelim ki bütün herkesin ağzı açık kalsın ve deyim yerindeyse bön bön etrafına bakınıp dursun!
İl’in ileri gelenlerinden bir olan ve aynı zamanda İlçe Başkanlığı görevinde de bulunan bir partili söze girdi:
—Sayın İl Başkanım, şunu bilin ki biz size bu konuda hiçbir sorun çıkartmayacağız!
—Nasıl yani?
—Malum efendim, ilçemizde fabrikalar bir bir kapatıldı, yüzlerce insan işinden gücünden edildi, hayat pahalılaştı, ekonomik sıkıntı aldı başını gitti! Ama maşallahı halkımız tamda sizin dediğiniz gibi etrafına bön bön bakmaya devam ediyor!..Ceketinizi de da aday gösterseniz bizden size bir sıkıntı gelmez!
İl Başkanı anlaşılmamış olmanın telaşı içindeydi:
—Öyle değil efendim! Yani diyorum ki öyle bir aday göstermeliyiz ki bütün herkes şaşırmalı ve neredeyse küçük dilini yutmalı!
Bir başka İlçe Başkanı, kendi ilçesinden kimin aday gösterilse gösterilsin halkın küçük dilini zaten yutacağını, zira bu güne kadar seçilen Belediye Başkanlarının yapmak için söz verip de yapmadıkları ile halkta yutacak küçük dil kalmadığını söyleyerek söze atıldı:
—Ama ille de bu konuda ısrarcı iseniz Bülent Ersoy’u İlçemizden aday olarak gösterebilirsiniz Sayın Başkanım. Belki hala küçük dilini yutmamış olanlar varsa onlarda böylece yutmuş olurlar!
—Arkadaşlar öyle değil! Yani öyle birini bulmalıyız ki, adam seçilir seçilmez bir sihirbaz gibi bütün işleri yoluna koymalı!
—Buldum efendim! Davit Copperfied! Vallahi televizyondan izledim adamı. Bir vatandaşı ortadan ikiye ayırdı sonrada birleştirdi! Hani bizim millet “İki yakamız bir araya gelmiyor” diyor ya bu adam bu iş için bire bir!
İl Başkanının ses tonu gittikçe yükseldi:
—Arkadaşlar, galiba siz beni anlamıyorsunuz! Öyle bir aday bulmalıyız ki halkın en büyük sorunlarına derman olmalı! Halk adayımızın ismini duyduğunda “İşte bu” demeli!
—Tamam, efendim şimdi buldum! Haydar Dümen! Halk her fırsatta “İktidar sorunumuz var” demiyor mu? Tamam işte, bu işin ilacı da Haydar Dümen!
İl Başkanı işin içinden çıkamayacağını anlayınca toplantıyı özetledi:
—Arkadaşlar bence bu işi biz yine Genel Başkanımıza bırakalım! Diyelim ki kendisine “Sayın Genel Başkanım, siz isterseniz ceketinizi aday gösterin yine kazanırız!”
Bir hafta sonra Parti Genel Başkanı bütün illerden gelen dosyaları tek tek inceledi! Hemen hepsinde aynı şeyler yazılıydı:
—Ceketinizi koysanız kazanırız!
Parti Genel Başkanı ceketini çıkartıp tek tek adayları belirlemeye başladı! Meydanlarda ise ne kadar demokratik bir ortamda aday belirlediklerini anlatıyordu:
—Adaylarımızı İl teşkilatlarımız kendileri belirlemiştir bizim hiçbir müdahalemiz olmamıştır!
Halkın Borusu Partisi girdiği ilk Yerel Seçimlerde hiçbir yerde Belediye Başkanlığı kazanamamıştı. Genel Başkan partinin yetkili kurullarını toplamış seçimleri değerlendiriyordu:
—Arkadaşlar parti içi demokrasimiz tıkır tıkır işliyor. Gidişata Yerel Seçimlerde “Dur” diyemedik Genel Seçimlerde “Dur” diyeceğiz!...
YAZAN: Veli BAYRAK











