“Axx kezep…
Beni verdiler, gittim…”
Evet gitmişti; yaban illere…
Hakkı yoktu seçmeye, ona seçilmek kalırdı.
Anası, babası ondan çok daha iyi bilirdi, seçmesini.
Siz inanmayın kadınlara ‘seçme ve seçilme hakkı’ verildiğine.
![[imperiaflex_0_3_0[1].jpg]](http://4.bp.blogspot.com/_CFQBFP4mfvM/S0si42-LpaI/AAAAAAAAAPQ/sCXn3YjKUKY/s1600/imperiaflex_0_3_0%5B1%5D.jpg)
Kocasını, yani ömrünü paylaşacağı insanı seçemeyen bir insan cumhurbaşkanını seçse ne olur, muhtarı seçse ne olur ?
Bir akşam ezanında kılınmıştı kararı bu ‘hayırlı’ işin.
Gün görmüşsün, dünya görmüşsün ama gün görmemiş, dünya görmemiş fıkara bir kıza taktırıyorsun ‘xeml û xêlî’yi…
İnanır mısın onun beyaz gelinliğiyle, zoraki gülüşüne ?
Ya döktüğü gözyaşları ? Sevinçten midir yoksa içten mi ?
Kaderine mi ağlar, gittiğine mi, gönderildiğine mi yoksa kocasının zenginliğine mi?
Neye ağlar Xerzan’ın, Botan’ın, Behdînan’ın 15’lik gelinleri ?
Bir akşam ezanında, kesilmişti fermanı, kesilmişti feryadı…
Babasına ‘Hayır’ demeye utanıyordu, korkuyordu belki de…
Ellerinde, kahve tepsisi.
Gözlerinde uykusuz gecelerin, kızıllığı.
Gözleri nemli miydi ? Yoksa meleksi bir gülümseyişte mi ?
Kimin umurunda ?
![[imperiaflex_0_3_1[1].jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_CFQBFP4mfvM/S0si5F9zKiI/AAAAAAAAAPY/UnH_1i2VJ3U/s1600/imperiaflex_0_3_1%5B1%5D.jpg)
Yaban’ın oğlu düşler içerisindeydi.
Bu akşam sahibi olacağı ganimeti düşünüyordu.
Düşlüyordu bu tanrıça ile sarılıp yatmayı.
Düşlüyordu, tenlerin birleşeceği, terlerin karışacağı o ‘kutsal’ geceyi.
Düşünmüyordu, o gece o fıkaranın ne düşüneceği.
Düşünmüyordu, onun onu sevip sevmeyeceğini.
Haddine midir sevmemesi?
Vur eline al ekmeğini.
15 yaşında bir çocuk ta olsa kadın rolü yapmalıydı o gece.
Bir gece içinde büyümeliydi, büyülemeliydi kocasını…
Kızcağız, “zehir atsa mıydım kahvelere” diyordu.
“Gönderse miydim bunları Azrail’in kollarına”
“Hangi birini zehirleyeceksin ki bu olmazsa diğerine verirler.”
“Keşke İsrafil, sûra üfleseydi şimdi…”
Akşam ezanı okunuyordu…
Kahveler içiliyordu.
“Va banga şerîf jî dixwîne, ma emê ji kurê te çêtir zavayekê bibînin ?”
“Ser seran, ser çavan, bila ser xêrê be, bûk ji zava re…”
Ya kızın sevdiği ?
Neylesin şimdi ?
“Gel kaçalım” derse, bilir ki kız gelmez.
İstemez, ailesine bu kara ‘leke’nin sürülmesini.
Zorla kaçırsa ne farkı kalırdı bu gaddar yabandan ?
Üzerine bir bardak su içmeliydi belki de egoistçe…
Kızın; hayatın değil.
Gitsin gelin olsun yabana.
Kaçsaydı benle…
Keşke…
Kaçsaydı.
Axx kezep…
Tanrıçaları kıskandıran güzelliğin…
Kırk köy feda edilecek gözlerin…
Kurban olunan kaşların…
O meleksi gülüşün gamzeleri…
Şimdi yabana bakar, yabana güler…
Keşke…
Uğur Özne












Yorumlar
köyde bacılarımın at üstündeki gelin halerini bana yansıtın
teşekur ederim uğur dost sevgile kel